Ordu / Hanife Akça-Ali Yazan / Yeniçağ
Ordu Çevre Derneği, Korgan ve Aybastı yaylalarındaki maden sondajına karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde bilirkişi raporlarını gündeme taşıdı. Dernek, faaliyetlerin durdurulmaması hâlinde geri dönüşü olmayan çevresel zararlar yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Ordu Büyükşehir Belediyesi önünde düzenlenen basın açıklamasına siyasi parti, sendika ve dernek temsilcileri de katılarak destek verdi.
Basın açıklamasını okuyan ORÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Haluk Türkmen, Korgan Yaylası’ndaki sondaj faaliyetlerinin durdurulmaması hâlinde Erzincan İliç’te yaşanan felakete benzer bir çevre faciasıyla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
ÜÇ AY ARAYLA DEĞİŞEN KARAR!
Türkmen, Korgan ilçesinin Turnalık ve Çobantepe yaylaları ile Aybastı ilçesinin Perşembe Yaylası’nda, Emrullah Turanlı’ya ait Taşyapı İnşaat AŞ tarafından altın madeni arama ve rezerv tespiti amacıyla sondaj çalışmaları yürütüldüğünü hatırlattı.
Şirketin sahibi Emrullah Turanlı’nın aslen Rizeli ve Kuzey Kıbrıs vatandaşı olduğunu belirten Türkmen, Ordu Valiliği Mera Kurulunun Nisan 2024’te sondaj çalışmalarına oy birliğiyle izin vermediğini, ancak Temmuz 2024’te bu kararın değiştirildiğini söyledi.
Türkmen, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) baskısı sonucunda önceki ret gerekçelerinin göz ardı edildiğini ve bu kez oy çokluğuyla sondaja izin verildiğini ileri sürdü.
MAHKEME İPTAL ETTİ, İSTİNAF KARARI BOZDU
ORÇEV ve yöre sakinlerinin Mera Kurulu kararına karşı dava açtığını anlatan Türkmen, dava öncesinde Karadeniz Teknik Üniversitesinden dört akademisyenin sondaj alanında inceleme yaptığını ve hazırlanan raporun mahkemeye sunulduğunu belirtti.
Türkmen’in aktardığına göre Ordu İdare Mahkemesi, sunulan delilleri yeterli bularak önce yürütmenin durdurulmasına, ardından da sondaja izin veren Mera Kurulu kararının iptaline hükmetti.
Ancak Ordu Valiliğinin kararı istinafa taşıması üzerine üst mahkeme, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.
DOKUZ UZMANIN RAPORUNDA DİKKAT ÇEKEN TESPİT
Ordu İdare Mahkemesinin 2026/95 esas sayılı dosyası kapsamında 8 Mayıs 2026’da dokuz akademisyenden oluşan bilirkişi heyetiyle sondaj alanında keşif yapıldı.
Türkmen, keşif sonrasında hazırlanan raporun, Mera Kurulu kararının olumsuz etkilerine ve bölgede meydana gelebilecek çevresel tahribata ilişkin itirazlarını desteklediğini ifade etti.
Buna rağmen yürütmenin durdurulması kararı verilmediğini söyleyen Türkmen, Valilik ve müdahil şirketin itirazları üzerine mahkemenin bilirkişilerden ek rapor istediğini açıkladı.
“ÜSTÜN KAMU YARARI EKOSİSTEMİN KORUNMASINDADIR”
ORÇEV’in açıklamasında en dikkat çekici bölüm, bilirkişilerin ek raporlarında yer aldığı belirtilen kamu yararı değerlendirmesi oldu.
Türkmen, bilirkişilerin ilk raporlarındaki gerekçeleri genişleterek üstün kamu yararının ekosistemin korunmasında olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Dernek, bu tespitin ardından yürütmenin durdurulması kararı beklerken mahkemenin bu kez ziraat bilirkişisinden hayvancılık ve arıcılığın ekonomik getirisine ilişkin yeni bir ek rapor istediğini belirtti.
Türkmen, son raporun da dosyaya sunulduğunu, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile arıcılığın yıllık ekonomik getirilerinin hesaplandığını ve ekosistemin korunması gerekliliğinin yeniden vurgulandığını kaydetti.
ÜÇ BÜYÜKBAŞ HAYVANIN ÖLDÜĞÜ İDDİASI
ORÇEV, sondaj alanlarına ulaşmak amacıyla açılan yolların mera ve orman bütünlüğünü bozduğunu, sondaj faaliyetlerinin ekosisteme zarar verdiğini ileri sürdü.
Türkmen, sondaj atıkları ile sularının mevzuata aykırı biçimde su kaynaklarına ve derelere bırakıldığını, bunun sonucunda biri gebe olmak üzere üç büyükbaş hayvanın öldüğünü iddia etti.
Yaşananlarla ilgili fotoğraf ve video kayıtlarıyla birlikte mahkemeye yedi kez ek dilekçe sunduklarını belirten Türkmen, yürütmenin durdurulmasını tekrar tekrar talep ettiklerini ancak karar verilmediğini söyledi.
Türkmen ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün uyarılara duyarsız kaldığını ileri sürerek yapılan suç duyurularının da henüz sonuçlanmadığını ifade etti.
“FATSA’DAN VE İLİÇ’TEN HİÇ Mİ DERS ALINMADI?”
Hukuki sürecin uzamasına tepki gösteren ORÇEV, kamu yararının yalnızca kısa vadeli ekonomik kazanç üzerinden değerlendirilemeyeceğini savundu.
Türkmen, açıklamasında şu soruları yöneltti:
“Bilirkişi kök ve ek raporlarında doğanın ve ekosistemin parçalanması değil, korunması gerektiği belirtilmesine rağmen yürütmeyi durdurma kararı neden verilmez?
Kamu yararı tespitinin sadece kısa vadeli parasal getiriye endekslenmesi, sosyolojik ve uzun vadeli kazanımların göz ardı edilmesi sorgulanmaz mı?
Her şey vahşi madencilik yoluyla şirketlerin kasasına girecek para mıdır?
Yüz yıllardır yörede yaşayan, yöreyi yaşatanların doğal yollarla ekonomiye uzun vadeli katkılarının görmezden gelinmesi nedendir?
Fatsa’da, Erzincan İliç’te yaşananlardan hiç mi ders alınmaz?”
“ORDU’NUN GELECEĞİ DOĞASINDADIR”
Yürütmenin durdurulmamasının çevresel tahribatın devam etmesine yol açtığını savunan Türkmen, yargılama sürecinin uzamasının geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
ORÇEV’in doğayı koruma mücadelesini sürdüreceğini vurgulayan Türkmen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Karadeniz’in incisi Ordu’nun geleceği, doğasını ve ekosistemini korumaktır.
Gelecek nesillerimize bırakacağımız önemli ve tek miras, Ordu’nun doğası ve ekosistemidir.
Aynı hassasiyeti yönetenlerden ve karar vericilerden beklemek en doğal hakkımızdır.
Doğamızı sonuna kadar, Anayasa’mızın 56. maddesinde bize verilen görev doğrultusunda korumak, kollamak durumundayız ve zorundayız.”